Ana Menü
SOR-SEL VE ORMANLARIMIZ
1 Şubat 2019
0 Yorum
115

    KÖYÜMÜZE ÇOK HİZMET VEREN MUSTAFA NIN YAZISINI OKUDUM HAKIKATEN ÇOK ÜZÜLDÜM!

    Çok değerli Çavdarlı Köylü kardeşlerim , bacılarım, gönül dostlarım,

    Ben o k1981790_432463996857235_514956717_a-e1458637937588-140x150öyde doğdum o köyde büyüdüm oranın suyunu içtim ekmeğini yedim 22 senemi ve gençlik çağlarımı orada geçirdim nüfusum halen köydedir bana yeterlikde arazım var unutmayın gençler biz Çavdarlı Köylüyüz, Atalarımız dedelerimiz o köyde yatıyor ne çareki en çok göç veren bizim köyümüz ama birlik olalım bizler ne kadar gurbette olursak olalım yardımlaşmayı unutmayalım nasilki o değerli okulumuzu ve camimizi korumaya aldık işte ormanlarımızı meralarımızı suyumuzu çayırlarımızı tarlalarımızı da aynen öyle korumaya alalım bu yalan dünyanın sonu yoktur.Herkes bunu biliyor gün ola harman ola biz gurbetçiler gelemesek oğullarımız ,torunlarımız ve onların oğulları gelebilir çünkü orda bir köyümüz var diye bunuda çocuklarımıza torunlarımıza göstermeliyiz. ORADA YAŞAYAN . ÇOK DEĞERLİ KARDEŞ, BACI DOSTLARIM sakın bana darılmayın gurbetçiler gurbet halinden anlar bazan maddi durum olur gelemeyiz,  manevi durum olur her sene gelemeyiz ama gönlümüz orda ben  Çavdarlı Köyü  sevdalısıyım.
    SEVDALIYIM BEN KÖYÜME
    HASRETİM GONCA GÜLÜNE
    MUHTACIK BABA KÜLÜNE
    ÇIKSAM TAVKOLA YOLUNA
    DÖNÜP BAKSAM SORSELİME

    ATALARIM HEP ORDA YATAR
    BU KALBİMİZ ORDA ATAR
    BİRKAÇ EVDE DUMAN TÜTER
    GARİP KALMIŞ O SORSELİM
    Şimdi esas konuya gelelim ben büyüklerimden Sorselin ismi nerden geliyor diye cami kapısında dinledim şimdi isimlerini yazacam hepsini rahmetle anıyorum mekanları cennet olsun Demurçigilin molla Yusuf amca , hocamız Yakup amca, annemin babası Civan dedem, Kayabbegilin Aslan amca, Kezogilin Hüsen amca behçet amca, Şaban amca , Şevket amca,Pehlevangilin Taştan amca ,Hafız amca ve daha çok kimseler camin arkasında oturup sohpet ediyorlardı. Civan dedem molla Yusuf amcaya soruyor Sorsel niye dediler bizim köye oda şöyle cevap verdi; bu merkezden iki jandarma birde baş çavuş köye geliyormuş Romiyeti geçmişler yukarıdan iki kişi geliyormuş sormuşlar nerden geliyorsunuz onlar şu yukarı köyden fakat çok yağmur yağmış selden geçemedik geri döndük ve gitmişler baş çavuş devam etmiş, Sataplıyaya yaklaşmışlar yine bizim köyden gelen varmış başçavuş askere demişki sor bakalım sel varmı o adama oda sormuş yok demiş ve bizim köye geldiklerinde muhtarı çağırmışlar baş çavuş demişki çok sel varmış burda doğrumu evet demiş bizde aşağıda bir adama sorduk sor bakalım sel varmı diye mutara demişki buranın ismi SORSEL olsun yanı bu isim burdan kaldı dedi rahmetli molla Yusuf amca ve o tarihten itibaren Sorsel olmuş sonra köy isimleri değiştiğinde Çavdarlı demişler ve bu arada öğlen ezanı yaklaştı rahmetle andığım haca amca beni çağırdı Selo öğlen ezanını oku dedi bende hocam Hulus geliyor ona okutalım onun sesi çok güzeldi tamam dedi sende öğlen namazını kıldır dedi can kardeşimi bütün büyüklerimi ve ölen arkadaşlarımı rahmetle anıyorum mekanları cennet olsun Hulus ezanı okudu bende öğlen namazını kıldırdım dostlarım köyün anıları bitmez bizlerde
    kalbimizde saklıdır…
    GELELİM ORMANLARA
    Değerli Sorselliler ilk olarak bir anımı anlatam eskiden ruhsatiye alınmadan ormana gitmemiz yasakdı, köy heyeti toplanırdı birer hafta iki kişi görevlendirirdiler hem ormanları beklemek için ve baharında çayirlar koruk olduğunda o tarla çayirada bakardı aynı zamanda aşağı yaylay koruk olduğunda oryada sıraynan gider beklerik ben bil hassa ya hulus ya servet ya ağzem le beraber giderdik o günler bu hayatın en güzel günleriydi 1951 yılı son güz ayları hulus ve ben arabay koştuk bentlere gittik kuru çalı ve bijijo yani yeni ismi kozalak toplayacak ikişerde sepet aldık yanımızda bir dehre birde bıhçı yani destere balta falan yık kuru dalları topladık arabalara yüklerken miri hozanları tarafında iki bakım memuru geldi vay sizi yaramazlar  yakaldık verin bakalım balta zincir ne varsa birisi Morohozlu Murtaza amca diğeride Moktalı Cevri ağanın oğlu Şemseddin amca. Murataza amca hemen dehremizi ve hızak ipini eline aldı rapar yapacam dedi bu ara Şemsettin amca yahu çocuklar yaş kesmemiş kuru çalı kozalak toplamışlar bırakalım gitsinler dedi olmaz dedi çünkü Hulusla bana çok kızardı sebebi uzunda yazmayacam bu arada arkadan bir bakım memuru daha geldi oda Gurnatelli amca ismini unutum yahu ne yapırsun Murtaza dedi bunlar aslında temizlik yapmış kuru çalılar toplamışlar bırak ver iplerin dedi ve elinden aldı hadi çocuklar koşun arabanızı gidin dedi birde şu var eskiden  onuncu ayda ruhsatiye alırdık orman müdürlüğünden bir ay kuru odun almak hastalıklı ağaçlar keser evimize getirirdik bizim ormanlara ruhsatiye vermezlerdi bizde yak killik denilen yer Kürdevaın altındaki ormana yada Verhunalın meşemollası denilen yerde Medatur denilen ormana verirlerdi. Medaturda bir olayıda aktarayım; Hocagilin İbrahim amca vardı onunda bir oğlu vardı ismi Mulazim ilk okul numarası 12 idi ve Medatura oduna gitmişti ordada bir kazaya kurban gitti yukarıdan vatandaş bir tomruk yuvarlıyor oda gelip Mulazimi altına alıp rahmetli ediyor bunlar unutulmaz anılardır ve killiğinde anıları vardır gece 3 de kalkar arabaları veya hizekleri koşar killiğe giderdik sabah kuşluk vaktı orda odunu hazırlar tomruk yapardık beri düze indirip hızarla keser arabalara koyar akşama eve gelirdik bir günde Hulus, ben, Ağzem bide dayı oğlu Ahmet arkadaşlarımı rahmetle anıyorum gece sıra Soliyananın üstünü geçiyorduk Ağzem önde ben onun arkasın da Hulus ortada Ahmet geride, Ahmet bağırdı ola gelin Hulus arabadan düştü dereye vardikki meğer arabanın üstünde uyumuş ve düşmüş işte biz bu şekilde o gençliğimiz oralarda geçirdik amma en güzel günlerimiş o günler saygı vardı sevgi vardı hürmet vardı komşu vardı vesselam hayat zordu ama çok mutluyduk şimdi diyorlarki çağ atladık ne çağı yoksulluk çağı saygısız çağı sevgisiz çağı büyük küçük tanımyan çağı doğru işte biz bu çağları yaşıyoruz şimdi .

    DOSTLARIM BEN BU YAZIYI NİYE YAZDIM MERAK EDENLER OLURSA Kİ MUTLAKA OLACAKTIR ART NİYETLE YAZMADAIM VE O KÖYÜN BİR BİREYİ OLARAK VE O ORMANLARIMIZI MERALARIMIZI TARLALARIMIZI BÜYÜKLERİMİZI SAYARAK KÜÇÜKLERİMİZ SEVEREK KÖYÜMÜZÜ YAŞATTIK ŞİMDİDE ORADA YAŞAYAN DOSTLAR KARDEŞLER ATALARIMIZ DEDELERİMİZ BİZE NASİLKİ SORSELİ EMANET ETTİLER VE O SERVETİ BİZE BIRAKTILAR BİZDE AYNEN ÖYLE O DEĞERLİ YALANCI CENNET KÖYÜMÜZÜ SİZLERE EMANET ETTİK NOT BU YAZIMIN ÖZÜ ORMANLARIMIZI DAHADA İYİ KORUMAMIZI SUYUMUZA MERALARIMIZA SAHİP ÇIKILMASI İÇİN YAZDIM YENİ SEÇİLECEK İHTİYAR HEYETİNE IŞIK TUTAR BU YAZILARIMIZ İNŞALLAH YENİ SEÇİLECEK İHTİYAR HEYETİNE DE BAŞARILAR DİLERİM SEVGİ SELAMLAR YALANCI CENNET ÇAVDARLI KÖYÜME VE ORDA YAŞAYAN TÜM FERTLERİNE SELAM OLSUN

    SEVGİ VE SAYGILARIMLA

    SELEFETTİN GÜMÜŞ

     

    KÖYÜMÜZE ÇOK HİZMET VEREN MUSTAFA NIN YAZISINI OKUDUM HAKIKATEN ÇOK ÜZÜLDÜM

    Selefettin ağabey’in atıfta bulunduğu yazıyı merak edenler için koymak istedim.

    Değerli Öztürk Hocam ve sevgili arkadaşlar, hassasiyetinizden dolayı teşekkür ediyorum, gayet güzel açıklamışsınız, ben de kendime göre bir kaç ilave yapma k istiyorum. Hep söylediğimiz ve içinden çıkamadığımız bir konu var, bir kere daha yazmak istiyorum, Köyde yaşayanlara göre dışardakiler diye isimlendirilen yani bizlerin Çavdarlı köyünden hiç bir ekonomik katkı beklemeksizin sadece geçmişimizi geleceğe aktarma mücadelesidir.Hepimizin bildiği üzere 1980 li yıllardan sonra ülkenin her yerine dağılmamız belki birçoğumuzun tercihi değildi ama şartlar o zaman bize o ortamı uygun gördü. Şimdi o dağılmamın toparlama sürecini yaşıyoruz, buralarda kazandığımız birikimlerimizi (ekonomik ve sosyal) doğduğumuz köyümüze çevirmek istiyoruz ama bilinçli yada bilinçsiz engellemelerle karşılaşıyoruz. Artık hiç bir engellemeye evet demeyeceğimizi herkesin bilmesi gerekmektedir. Özellikle köyde geçimini sağlayan ve Ağustosun başında hayvanlarını DIŞARDAKİ lerin çayırlarına sürerek akşam sağdığı sütten gelir elde eden, Köyün ormanını kendi malı gibi kesen , yetmedi diğer köydeki akrabalarına peşkeş çeken , dedelerimizin koruduğu ormanın ağacını keserek komşusuna parayla satarak gelir sağlayan, İlkbaharda Mayıs ayı sonuna kadar çayırları otlatılmasına kendi çıkarları için izin verilmesi göz yuman köyde yaşayan köylülerimizin herkes kadar destek vermeleri gerekiyor, ama destek yerine duyuyoruz ki binbir güçlükle köye bir şeyler yapmak için topladığımız paralarla alınan demirbaşların köye bir kuruş bile hayrı olmayanlar tarafından rahatça alıp evlerine götürmeleri oluyor.Bu gibi davranış şekliyle yaşama devam edersek sonucunda Yaylalarımız, Derelerimiz, Pınarlarımız hatta bütün yaşam alanlarımız elimizden alınacaktır, Karagöl davası için İstanbul, İzmir , Bursa, Kocaeli’nden köylülerimiz seslerini duyurmak için 1500 km yol giderek Şavşat’a ulaşan köylülerimiz ve Doğa severler Basın açıklamasına katkı verdiler, ama 365 gün köyün bütün imkanlarını kullanan , Karagöl’ün suyu hepimizden çok onlara lazım olan köylülerimiz Muhtar hariç 20 km yolu gelmediler, Karagöl’ün suyu bizden çok onlara gerekli, Onların hayvanları su içecek , Merada onların hayvanları otlayacak,
    Dolayısıyla artık bütün Çavdarlı Köylüler olarak köyümüze , dağına , taşına , okuluna, mezarlığına, Köy konağına ,Camisine sahip çıkmak zorundayız, dışardakiler, içerdekiler, kimi nasıl adlandırıyorsak .Yapılacak Mahalli idareler seçiminde Muhtarlığa aday olacak arkadaşlarımızın yukarıda saydığım hassasiyetleri göz önünde bulundurarak aday olmalarını özellikle rica ediyorum, Köy hepimizin , biz hepimiz akrabayız, arkadaşız, komşuyuz, BİZ BİZİZ. Herhangi bir şekilde anlam yüklemeden geçmişimizi geleceğe kimler taşıyacaksa , Kimler köyümüzde taş üstüne taş koyacaksa onlar yönetime talip olsunlar, onlar köyümüzü ve bizi yönetsinler,
    Saygılarımla

    Mustafa Faruk Altun

    Bir Cevap Yazın