Ana Menü
ARTVİNİMİZİN KURTULUŞ HİKAYESİ
5 Mart 2016
0 Yorum
7-mart-artvinin-kurtulusu

    Osmanlı Devleti’nin, Gürcü Millî Komitesi ile 18 Haziran 1918’de imzaladığı ikinci bir antlaşma ile Gürcüler, Brest-Litovsk’la Osmanlı Devleti’ne bağlanan üç liva üzerinde hiçbir hak ileri sürmeyeceklerdi.

    Ancak I. Dünya Savaşı’nda yenik olarak çıktığını 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile ilân eden Osmanlı Devleti, pek çok bölgede olduğu gibi Artvin’den de askerlerini geri çekti.
    Mütareke’nin bir maddesinde Müttefiklerin güvenliklerini tehlikeye sokacak herhangi bir olay karşısında, çeşitli bölgelerde işgale girişebileceklerini belirtiyordu.

    İngiliz ve Gürcülerin İşgali

    Mondros’un üzerinden daha bir ay bile geçmeden, Müttefikler 27 Kasım 1918’de Batum’a asker çıkardılar. 17 Aralık’ta da Batum ve Artvin’i resmen işgal ettiler. Böylece Artvin ve çevresi bu defa da Ingiliz işgaline girmiş oldu.

    Kars’ta bulunan Millî Şûra Hükümeti 18 Ocak 1919’da Kars’ın yanısıra Batum ve Ardahan’ın yönetimini de üstlenmişti. İngiliz işgal kuvvetleri, Mayıs 1919 başlarında yıkıcı ve işgal aleyhtarı bir siyaset izlediği iddiasıyla, Kars Şûra Hükümeti’ni dağıttı. Ingilizler bölgede güvenliği sağlamak için azınlıklara dayanmak tutumunu seçtiler. Kars ve Ardahan çevresinde Ermenileri, Artvin ve dolaylarında da Gürcüleri güçlendirme yolunu izlediler.

    Bu sırada, Batum’da “Islâm Gürcistanı” adıyla tanınan bir teşkilât vardı. Bu teşkilât bölgeyi Gürcistan’a katmak için çalışıyordu.İngilizlerin 1920 Nisanında Artvin, Ardanuç ve Şavşat’ı boşaltıp Batum’a çekilmelerinden sonra Gürcüler boşaltılan bölgelerdeki etkinliklerini artırdılar. Ingilizlerin 1 Temmuz 1920’de Batum’u da boşaltmaları üzerine, Gürcü birlikleri şehri işgal etti.
    Artvin çevresindeki Gürcü işgali 1921 başlarına kadar sürdü. 8 Şubat 1921’de Gürcistan Hükümeti Ankara’ya Medivani adında bir elçi atadı. Ertesi gün de Türkiye-Gürcistan Dostluk Antlaşması imzalandı.

    Gürcistan’a Verilen Ültimatom

    Ancak bu antlaşma Artvin meselesini yeniden gündeme getirdi. Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Gürcistan elçisinden Artvin ve Ardahan’ın boşaltılmasını istedi, bölge halkının eğiliminin de bu doğrultuda olduğunu belirtti. Birkaç gün süren görüşmeler sonucunda Medivani’nin oyalama yolunu seçtiği anlaşılınca, Gürcistan’a aynı istekleri bildiren resmî bir nota verildi. Hemen cevaplanması istenen bu nota da karşılıksız kalınca, aynı günün gecesi, süresi bitmek kaydıyla, bir de ültimatom verildi. Bu ültimatomda daha önce verilen notaya bir cevap alınamadığı bildiriliyor ve belirtilen süre içinde gerekenin yapılmaması halinde, Doğu Orduları Komutanı Kâzım Karabekir’in harekete geçme emri aldığı hatırlatılıyordu. Ayrıca, bölgeye ait gelişmelerin tarihî bir dökümü yapılıyor, bölgede daha önce yapılan halk oylamasından söz ediliyordu.

    Artvin’in Kurtuluşu

    Bu ültimatom etkisini göstermekte gecikmedi. Gürcistan Hükümeti aynı gece, Artvin ve Ardahan’ı boşalttı. Kâzım Karabekir, aynı gün kolordulara iletilmek üzere yayınladığı bir emirde olayı şöyle dile getiriyordu:
    “Müslüman halkın oturduğu Ardahan ve Artvin kazalarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’ne terk edilmesi konusunda Gürcistan Cumhuriyeti nezdinde yapılan girişimimiz aşarıyla sonuçlanmış ve adı geçen kazaların bize terk edildiği bugün, 23 Şubat 1921, saat 4.45’te Gürcü elçisi tarafından Ankara’da Hariciye Vekilimiz’e resmen bildirilmiştir.”

    27 Şubatta eski Teşkilât-ı Mahsusacılardan Yenibahçeli Şükrü Bey birliğiyle Artvin’e geldi ve Artvin, kurtuluşundan dört gün sonra, Türkiye topraklarına katılmış oldu.

    Batum Olayı

    Sovyet Kızılordusu 14 Şubat 1921’de Gürcistan’a saldırdı. Gürcistan Hükûmeti’nin Ardahan ve Artvin’i Türkiye’ye bırakmasında önemli payı olan bu saldırı sürerken, Türkiye’nin Gürcistan elçisi Albay Kâzım Bey (Dirik), Gürcülerin Türkiye’den yardım istediklerini belirterek Batum’un işgal edilmesini teklif etti. 10 Mart 1921’de, Dışişleri Vekili, Meclis’te Batum Sancağı’nın işgal edileceğini açıkladı. ‘

    Bu sırada Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk) başkanlığındaki bir kurul, görüşmeler için Moskova’da bulunmaktaydı. Bu sebeple Batum’un işgali problem yaratabilirdi. Bunu gözönünde bulunduran M illî Müdafaa Vekili Fevzi Paşa ve Doğu Cephesi Komutanı Karabekir Paşa’nın işgali sakıncalı bulduklarını belirtmelerine karşı hükümet, 8 Martta Batum, Ahıska ve Ahılkelek’in işgalini kararlaştırdı.
    11 Mart 1921’de 4 tabur ve bir bataryadan oluşan sınır birliği Batum’a girdi. Gürcistan Hükümeti temsilcileri Batum’dan çekildi ve yönetimi Türkiye’ye bıraktılar.

    Bu sırada, Kızılordu Batum’a yaklaşıyordu. 18 Martta Kızılordu’nun öncülüğünü üstlenen Gürcü çeteleriyle Türk birlikleri arasında yer yer çatışmalar başladı. 20 Martta Kızılordu’nun asıl birlikleri Batum’a geldiler. Ancak, herhangi bir çatışma olmadı. Zaten 18 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalanmıştı. Bu antlaşmada Batum’un özerk bir bölge ve serbest liman olması öngörüldüğünden, Türk birlikleri Mart sonuna kadar Batum ve çevresini boşalttılar.Aralık ayında imzalanan Kars Antlaşması’yla da bu durum kesinlik kazandı.

    Mustafa Kemal Artvin’in Kurtuluşunu Anlatıyor

    Mustafa Kemal, 1927’de CHP’nin İkinci Kongresi’ndeki Söylevi’nde Türkiye-Gürcistan ilişkilerinden ve Artvin’in kurtuluşundan şöyle söz eder:“… Baylar, gene o bölgede bulunması dolayısıyla, Gürcistan ile olan ilişkimizden ve aramızda geçen olaylardan da kısaca bilgi vereyim.

    1920 yılı Temmuzunda Batum’u İngilizler boşaltınca Gürcüler hemen ele geçirdiler. Bu durumu Brest-Litovsk ve Trabzon antlaşmalarına aykırı olduğundan, kabul etmeyeceğimizi 25 Temmuz 1920’de bildirmiştik.

    8 Şubat 1921’de Ankara’da güven mektubunu sunmuş olan Gürcü elçisi ile de Türkiye-Gürcistan Antlaşması için görüşme başlamıştı. En sonu, 23 Şubat 1921’de verdiğimiz kesin süreli bir nota üzerine Ardahan, Artvin ve Batum’un bize bırakılması kabul edildi. Bundan onbeş gün sonra Batum’a girdik. Bu yerlere, Türkiye’ye katılmayı dört gözle bekleyen halkın alkışları arasında girildi.Daha sonra, Moskova Antlaşması gereğince Batum boşaltıldı, ama ele geçirdiğimiz öteki yerlerin anayurda bağlılığı pekiştirildi.”
    —————————————————————————–

    ”Tarihte 93 harbi olarak bilinen 1877–1878 Osmanlı Rus savaşı, Artvin ve çevresi için çok korkunç sonuçlar doğdurmuştur. Batum üzerinden, Artvin istikametinde devam eden Rus saldırıları sırasında Artvin ve çevresinde yaşayan halk canları pahasına silahlanarak Çarlık Rusya’sı ordularına karşı şerefli mücadeleler vermişlerdir.

    Ancak savaş sonucunda Artvin’i ele geçirememişlerdir. 13 Temmuz 1873 de imzalanan Berlin anlaşması ile Artvin savaş tazminatı olarak Rusya’ya verilmiştir. Artvin halkı için 1918 Birest-Litovsk anlaşması ile geri verildiği güne kadar geçen ve halkın “Kara Günler” dediği 40 yılık esaret dönemi başlamıştır.1914 yılı Haziran ayında 1. Dünya Savaşı başlamış ve Osmanlı devleti Almanya’nın müttefiki olarak savaşa katılmıştır. Bu sırada Çarlık Rusya’sı orduları, sınırlarımızı aşarak saldırıya geçmiştir. 1914 Kasımında Yüzbaşı İsmail Hakkıbey komutasındaki Melo sınır taburu Artvin ve çevresindeki birliklerini bozguna uğratmış ve bunun üzerine Ruslar Artvin’i terketmek zorunda kalmışlardı. Böylece Artvin 2 Kasım 1914 de geçici bir süre için kurtulmuştur.

    4 ay kadar süren bu dönemden sonra Ruslar Artvin’i yeniden denetimleri altına almışlardır. Ancak 1. Dünya savaşı sonunda çıkan Bolşevik ihtilali sonucunda Ruslar savaştan çekilmek zorunda kalmıştır. Artvin ve çevresinde bulunan Rus işgal güçleri de bu bölgeyi terk etmişler fakat Artvin ve çevresinde Ermeniler katliamlarını sürdürmüşlerdir. Bu sırada Osmanlı devleti ile Rusya arasında Polonya’nın Birest-Litovsk şehrinde iki buçuk ay süren görüşmelerden sonra halkoyuna başvurulmuş. Ve halkın yüzde 99’undan fazlasının anavatana kavuşma isteği ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Osmanlı ordusu 1918 yılı Mart ayında Artvin’e girmiş ve 40 yıllık esaret sona ermiştir.

    Ne yazık ki bu sevinçte kısa sürmüş, 1. Dünya savaşında imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı ordusunun 1914’den önceki sınırları gerisine çekilmesi gerektiğinden Artvin ve çevresi boşaltılmış ve İngilizler tarafından işgal edilmiştir. İngiliz işgali 1920 yılının Nisan ayına kadar sürmüştür. İngilizler çekilirken şehri Gürcistan’a bırakmışlardır. Artvin’in yeniden kazanılması TBMM hükümetinin askeri ve diplomatik başarılarının sonucunda mümkün olmuştur.

    Kazım Karabekir komutasında 15. kolordunun yeni Türkiye’nin ilk askeri zaferini Kars’ı kurtararak gerçekleştirilmesinden sonra Türk hükümeti 22 Şubat 1921’de Gürcistan Cumhuriyetine ultimaton vermiştir. 23 Şubat 1921’de verilen cevapta Artvin’in terk edileceği, Gürcistan tarafından resmen açıklanmıştır. 7 Mart 1921 de Artvin kesin olarak Türkiye topraklarına katılmıştır. Kazanılan askeri başarılar, Gürcistan’ın Artvin’i terk etmesinin en önemli nedenidir.”

    İKİ KAYNAK’TAN ALINTI YAPILMIŞTIR.

     

     

    Bir Cevap Yazın