Ana Menü
KARADENİZ’İN DAĞLARINDAKİ PINARLARIN YÜZDE 50 Sİ KURUMUŞ DURUMDA
14 Ekim 2016
0 Yorum
1127065

     

    “Türkiye sulak alanlarının yaklaşık yüzde 40’ını kaybetti”

    Prof. Dr. Yusuf Demir, 2050 yılında 54 ülkede su krizi beklendiğini, dünyanın yaklaşık yüzde 40’ının su kriziyle karşı karşıya olacağını belirterek, “Bugüne baktığımızda su, savaşlardan çok daha önemli bir kriz.” dedi. Dekan Prof. Dr. Yusuf Demir, Samsun 2. Tarım Fuarı’nın yapıldığı TÜYAP Fuar Merkezi Konferans Salonunda ‘Su ve Kuraklık’ adlı bir konferans verdi. Su alanında birçok çalışması olan Prof. Dr. Yusuf Demir, su ve kuraklık hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu.

    19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Demir: – “Türkiye’yi

    ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ(OMÜ) ZİRAAT FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. YUSUF DEMİR, KARADENİZ BÖLGESİN’NDE YAPILAN HES’LERİN DOĞRU PLANLANMADIĞI TAKDİRDE BÖLGEDE; ANİ SELLERİN VE ANİ KURAKLIKLARIN YAŞANACAĞINI SÖYLEDİ. (KENAN AKYÜZ/SAMSUN-İHA)

    ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ(OMÜ) ZİRAAT FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. YUSUF DEMİR, KARADENİZ BÖLGESİN’NDE YAPILAN HES’LERİN DOĞRU PLANLANMADIĞI TAKDİRDE BÖLGEDE; ANİ SELLERİN VE ANİ KURAKLIKLARIN YAŞANACAĞINI SÖYLEDİ. (KENAN AKYÜZ/SAMSUN-İHA)

    bekleyen en önemli tehlike, hızlı bir şekilde sıcaklıklık limitleri artıyor ve kuraklık riski ile karşı karşıyayız. Güneyden kuzeye doğru giden bir kuraklık var. 30 yıl sonra böyle devam ederse Türkiye’nin her bölgesinin kuraklıkla karşı karşıya gelme ihtimali var” ‘‘Karadeniz’in dağlarındaki pınarların yüzde 50’si kurumuş durumda. Uludağ’ın eteklerine bakın pınarlarda ciddi sorunlar var. Türkiye son 20-30 yılda sulak alanlarının yaklaşık yüzde 40’ını kaybetti”

    “Karadeniz Bölgesi’ni turizme açacaksak, doğayı yok etmeden açacağız”

    Küresel ısınmanın dünya için büyük bir sorun olduğunu vurgulayan Demir, “Dünyada küresel ısınma üzerine çalışan örgütlerin raporlarına göre; önümüzdeki 50 yıl içerisinde doğal olarak yeşil kalabilecek 200 tane bölgeden bir tanesi de Karadeniz Bölgesi. Karadeniz Bölgesi, dünyada önümüzdeki 50 yıl içerisinde yaşanabilecek Türkiye’nin yegâne bölgesi. Onun için Karadeniz Bölgesi’ni turizme hazırlama çalışmaları var. Samsun’dan Artvin Hopa sınırına kadar yaylalardan geçen bir yeşil yol tartışması başladı. Bunların hepsi Karadeniz Bölgesi’ni turizme hazırlama çalışmasıdır. Yeşil yolu doğru tartışmak lazım. Karadeniz Bölgesi’ni turizme açarken Karadeniz Bölgesi’nin doğal güzelliğini yok etmemeyi tartışmalıyız. Burada ben Karadeniz Bölgesi’nde yapılan HES’lere (Hidroelektrik Santrali) dikkat çekmek istiyorum. Karadeniz Bölgesi’nde şu anda planlanmış 406 tane HES var. Şu anda aktif olarak kullanılan HES sayısı 152. Proje aşamasında 94 tane HES var. 108 tane proje iptal edildi. 45 tane de fizibilite çalışması var. Biz Karadeniz Bölgesi’ni turizme açacaksak doğayı yok etmeden açacağız. Karadeniz dağlarının tepesine siz 400 tane suni göl yaparsanız 10 sene sonra (meteorolojiden arkadaşlar söylesin) o bölgenin iklimi değişir mi değişmez mi? Çünkü o göllerin yüzeyindeki buharlaşma, o göldeki hidroloji ile bölgedeki hidrolojik döngüyü ve iklimi değiştirecek. Karadeniz Bölgesi’ndeki yağış rejimi değişecek, Karadeniz Bölgesi’nde ani selleri, ani kuraklıkları birlikte yaşayacağız. Bir de Karadeniz Bölgesi’ne gelecek turist ne için gelecek! Doğal güzelliği için gelecek. Siz o doğayı ve o güzelim yaylaları yok edecek HES’leri gerekli planlama olmadan yaparsanız o taşların arasına, o HES’lerin olduğu yere turist niye gelsin. HES’i doğru planlarsanız, doğayı yok etmeyecek, doğal güzelliği koruyacak, o bölgenin doğasına katkı yapacak şekilde planlarsanız HES faydalıdır. Karadeniz Bölgesi’nde 100-150’ye yakın HES olmalıdır. Ama siz doğayı tahrip ederseniz o zaman zararlıdır. Gelecekte bu bölge için en büyük problem; HES’lerin plansız yapılmasından kaynaklanan doğal değişimler, iklim değişimleridir. Bu Karadeniz Bölgesi’nin iklimini tehdit eden büyük bir sorun. Devletin son zamanlarda güzel adımları var. Ama bölgeye zararlı işlerden vazgeçmemiz lazım. Ama yararlı ise hep beraber altına imza atalım. Bugünden bunun planlamasını yapamazsak yarın pişman olmamızın bir anlamı olmaz.” şeklinde konuştu.

    “Bir ekmek için bin 200 litre su tüketiyoruz”

    KURAK3Dünyanın ve insanın 4’te 3’ünün sudan oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Yusuf Demir, “Su olmadan hayatımızı devam ettirme şansımız yok. Dünyanın yüzde 75’i olan suyun sadece yüzde 3’ü tatlı su. Biz aslında dünyada 10 binde 3’ünden tatlı su olarak faydalanabiliyoruz. Bütün kavgalar bu kadar suyun üzerine yapılıyor. 1993 yılında Rio de Janeiro’da suyun gelecekteki problemlerini tartışanlarca; dünyadaki suyun tüketimi bu hızla devam ederse 2050 yılında 54 ülkede su krizi bekleniyor. Yine dünyanın yaklaşık yüzde 40’ının su kriziyle karşı karşıya olacağı ifade ediliyor. Bugüne baktığımızda su, savaşlardan çok daha önemli bir kriz. UNESCO’nun geçen yıl yayınladığı rakamlara göre her gün 6 bin çocuk su ve suyun oluşturduğu problemlerden ölüyor. Dünyada yaklaşık içme suyu tüketimi noktasında; 1 milyarın üzerinde sıkıntı yaşayan insan var. Bir litre tereyağı üretilebilmesi için 400 litre su tüketiyoruz. Bir ekmeğin üretilebilmesi için bin 200 litreye yakın su kullanılıyor. Bu nedenle biz suyun ne kadar önemli bir şey olduğunu ve suyun korunması gerektiğini söylüyoruz.” diye konuştu.

    “Yılda 20 milyar metreküp suyu boşa akıtıyoruz”

    575880b96808052c814a91350b2c98c3Türkiye’de toplam su varlığının 112 milyar metreküp olduğunu ifade eden Demir şöyle devam etti: “Bu su varlığının 98 milyar metreküpü yer üstü, 14 milyar metreküpü yer altı suyu. Biz bu suyun 45 milyar metreküpünü kullanabiliyoruz. 45 milyar metreküp suyun 33 milyar metreküpünü tarımda kullanıyoruz. Tarımda kullandığımız 33 milyar metreküp suyun, doğru sulama yöntemlerini kullanmadığımız ve sulama mühendislerini devreye sokamadığımız için maalesef 20 milyar metreküpünü boşa akıtıyoruz. Yani 80 milyon insanın bir yılda evde ve sanayide kullandığı suyun yaklaşık iki katını boşa akıtıyoruz. Evsel ve sanayide israf var ama sanayideki sorunumuz çok büyük. Türkiye’deki suyun yaklaşık 40 milyar metreküpünü Dicle ve Fırat nehirleri oluşturuyor. Dicle ve Fırat üzerinde oynanan oyunları konuşsak o bölgede kimlerin hayallerinin olduğunu görürüz.”

    19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan Vekili Prof.  Dr. Yusuf Demir, Türkiye’nin son 20-30 yılda sulak alanlarının yaklaşık yüzde  40’ını kaybettiğini belirterek, “Karadeniz’in dağlarındaki pınarların yüzde 50’si  kurumuş durumda. Uludağ‘ın eteklerine bakın pınarlarda ciddi sorunlar var.” dedi.

        Gelecek nesillere susuzluk tehdidini anlatacak ve buna karşı tedbir  alacak ülkesel politika merkezi kurulmasını öneren Demir, yerel yönetimlerin de  alacağı önemli tedbirler bulunduğunu, ciddi anlamda çalışması yapılması  gerektiğini söyledi.

        – “Ürün deseni kuzeye kayar”

    (ÖZEL HABER) KAZAN DERESİ KURUDU 6 KÖYÜN İÇERİSİNDE GEÇEN DERENİN KURUMASI ÇİFTÇİLERİ MAĞDUR ETTİDemir, önlem alınmaması durumunda ülkenin 30 yıl sonrasının tehlike  altında olduğunu ileri sürerek, şöyle konuştu:

        “Türkiye’yi bekleyen en önemli tehlike, hızlı bir şekilde sıcaklıklık  limitleri artıyor ve kuraklık riski ile karşı karşıyayız. Güneyden kuzeye doğru  giden bir kuraklık var. 30 yıl sonra böyle devam ederse Türkiye’nin her  bölgesinin kuraklıkla karşı karşıya gelme ihtimali var. En büyük tehlikemiz bu.  Bu durum, beraberinde, kuraklığı yaşayan bölgelerdeki ürün deseninin kuzeye  kaymasını getirir. Örneğin pamuğun, fındığın ve çayın Türkiye’den uzaklaşması  gibi milli ürünlerimizin bile elimizden çıkması riskini beraberinde getiriyor.  Bursa’nın doğası ve iklimi değişirse, dağlarına düşecek karın hem miktarı azalır  hem de o karın dağlarda kalma süresi değişir çünkü kış periyodunu kısaltırsınız,  buradaki turizmi öldürürsünüz.”

    Brazilian artist and activist Mundano places a cactus plant in the cracked ground to work on a drought-related cactus installation called "Desert of Cantareira" at Atibainha damKuzeye doğru giden kuraklığın su kaynaklarını bitireceğini dile  getiren Demir, “Karadeniz’in dağlarındaki pınarların yüzde 50’si kurumuş durumda.  Uludağ’ın eteklerine bakın, pınarlarda ciddi sorunlar var. Türkiye son 20-30  yılda sulak alanlarının yaklaşık yüzde 40’ını kaybetti. Bizim o eski kuşlarımızın  yaşadığı güzel göllerimiz kurumaya başladı. Bunları eğer biz bugünden görmez,  tedbir almazsak 20-30 sene sonra bu ülkede bir tane kuşun yaşayabileceği sulak  alan kalmaz.” dedi.

        Demir, ülkenin en önemli su kaynağının Dicle ve Fırat olduğuna dikkati  çekerek, “Türkiye’nin su kaynağının yaklaşık yüzde 40’ın teşkil ediyor. Dicle ve  Fırat’ın üzerine oynanan oyunlar, Türkiye’nin elindeki toplam 112 milyar metreküp  suyun yaklaşık 40 milyar metreküpünün Türkiye’den alınmasıdır. Bunun Türkiye’nin  elinden gitmesi demek kişi başına düşen suyun 800 metreküplere inmesi demektir.”  ifadesini kullandı.

     

     

     

    Bir Cevap Yazın